YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi: “OVP’yi her yıl ertelenen bir temenni belgesi olmaktan çıkaracağız”

YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, 2027-2029 Orta Vadeli Programı’na ilişkin değerlendirme raporunu 9 Eylül 2026’da yayımladı. Enflasyon hedeflerinden istihdama, bütçeden vergilere, gelir dağılımından tarım ve sosyal güvenliğe kadar OVP’yi değerlendiren Konsey, iktidara yönelik eleştirilerini ve YENİ Parti’nin ekonomi politikası önerilerini açıkladı.

Eyl 9, 2026 - 15:18
 0  0
YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi: “OVP’yi her yıl ertelenen bir temenni belgesi olmaktan çıkaracağız”

YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda enflasyon tahminlerindeki değişiklikler, istihdam görünümü, faiz ve yatırım harcamaları, vergi politikası, gelir dağılımı, sanayi, tarım, sosyal güvenlik ve sosyal yardımlar başlıklar halinde değerlendirildi.

Konsey, OVP’nin Türkiye ekonomisinin önündeki üç yıllık döneme ilişkin güvenilir ve hesap verilebilir bir yol haritası oluşturmadığını savundu. Raporda, “Orta Vadeli Program, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yılı için rehber oluşturması gerekirken inandırıcılığını ilk günden yitiren bir beyanname niteliğindedir. İktidar orta vadeli program açıklamakta ancak yakın vadeyi bile görememektedir.” ifadelerine yer verildi.

“Enflasyon tahmini iki yılda üç katına çıktı”

Raporda, bir önceki OVP’de yüzde 16 olarak tahmin edilen 2026 enflasyonunun yüzde 28,4’e yükseltildiği, 22,3 milyar dolar olarak öngörülen cari açık tahmininin 47,5 milyar dolara çıkarıldığı ve yüzde 3,8 olan büyüme hedefinin yüzde 3,3’e indirildiği belirtildi.

YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, 2023 tarihli OVP’de 2026 sonu için yüzde 8,5 olarak öngörülen enflasyonun daha sonraki programlarda yukarı yönlü revize edildiğine işaret ederek, “Bu tablo, OVP’yi üç yıllık bir yol haritası olmaktan çıkarıp her yıl ileri kayan bir ufuk belgesine dönüştürmektedir. Hedefler tutmadıkça yenilenmekte, yenilendikçe inandırıcılığını yitirmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Merkez Bankası ile OVP tahminleri arasındaki farklılığa da dikkat çekilen raporda, “Merkez Bankası henüz geçen ay 2027 sonu için yüzde 15’lik bir enflasyon tahmini açıklamışken, OVP aynı yıl için yüzde 21 öngörmektedir.” denildi.

Konsey, söz konusu hedeflerin ücret politikaları üzerindeki etkisine ilişkin ise “Asgari ücret başta olmak üzere tüm ücretler belirlenirken, toplu sözleşmelerde ve emekli aylığı hesabında tutmayacağını herkesin bildiği bu hedefler referans alınacaktır. Bu sorumsuzluğun faturası çalışanlara, emeklilere ve dar gelirlilere yüklenecektir.” görüşünü dile getirdi.

“Bahane dışarıda aranırken, bedel içeride ödeniyor”

OVP’deki 2026 sapmalarının ABD/İsrail-İran savaşı, Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik, enerji fiyatları ve kuraklık gibi gelişmelerle açıklandığını belirten Konsey, Türkiye ekonomisinin dış şoklardan neden diğer birçok ülkeden daha sert etkilendiğinin sorgulanması gerektiğini savundu.

Raporda, “Enerji ve ara malı ithalatına bağımlılık, tarımsal arzdaki yapısal sorunlar, kira ve eğitim başta olmak üzere hizmet enflasyonundaki katılık, yönetilen fiyatlar ve dolaylı vergiler, geriye dönük fiyatlama alışkanlığı ve kaybedilen güven; bunların hiçbiri bu yıl başlamadı.” ifadeleri kullanıldı.

“İşsizlik düşmüyor, işgücü eriyor”

İstihdam verilerine de yer verilen raporda, OVP’nin işsizlik oranını 2026 için yüzde 8,1, 2029 için yüzde 7,6 olarak öngördüğü aktarıldı. Buna karşılık istihdamın 2025’teki 32 milyon 566 bin seviyesinden 2026’da 32 milyon 579 bine yükselmesinin beklendiği ve bunun yalnızca 13 bin kişilik net istihdam artışı anlamına geldiği belirtildi.

İşgücüne katılım oranının aynı dönemde yüzde 53,5’ten yüzde 52,9’a gerilemesinin öngörüldüğüne dikkat çekilen raporda, “İşsizlik oranında hayal edilen düşüş yeni iş yaratılmasına değil, vatandaşların iş aramaktan vazgeçmesine dayanmaktadır.” değerlendirmesi yapıldı.

Programdaki “güvenceli esneklik” ve “esnek süreli istihdam modelleri” ifadelerine de değinen Konsey, ayrıntıları açıklanmayan modellerin reel ücretleri düşürme ve iş güvencesini zayıflatma riski taşıdığını savundu.

“Bütçenin ilk sırasında faiz, son sırasında yatırım var”

Raporda, merkezi yönetim bütçesinin faiz giderlerinin 2025’te 2 trilyon 54 milyar liradan 2027’de 3 trilyon 975 milyar liraya, 2029’da ise 5 trilyon 245 milyar liraya çıkmasının öngörüldüğü kaydedildi.

2027 bütçesinde sermaye giderlerinin 1 trilyon 852 milyar lirada kaldığı belirtilerek, “Devlet, yatırıma ayırdığı her 1 liraya karşılık faize 2 liradan fazla ödeyecektir. Kamu yatırımlarının millî gelire oranı ise program dönemi boyunca yüzde 3,2’de sabit kalmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

Konsey, bütçedeki bu dağılımın eğitim, tarım, sağlık ve sanayi dönüşümü için ayrılabilecek kaynakları sınırlandırdığı görüşünü dile getirdi.

“Vergi yükü yanlış omuzlarda artmaya devam ediyor”

Vergi politikalarının değerlendirildiği bölümde, sosyal güvenlik primleri dahil toplam vergi yükünün millî gelire oranının 2025’te yüzde 24,3’ten 2029’da yüzde 25,1’e, genel bütçe vergi gelirlerinin oranının ise yüzde 17,5’ten yüzde 18,1’e yükselmesinin öngörüldüğü aktarıldı.

Vergi gelirlerinin yüzde 60’ının dolaylı vergilerden toplandığını belirten Konsey, “Program her yıl olduğu gibi ‘mali güce göre vergilendirme’ ve ‘vergi sisteminin gelir dağılımını iyileştiren bir araç olarak kullanılması’ ifadelerine yer vermektedir. Ancak bu cümleleri hayata geçirecek tek bir somut düzenleme, tek bir takvim, tek bir sayısal hedef içermemektedir.” açıklamasını yaptı.

“Gelir dağılımı altı kez anılıyor, bir kez bile ölçülmüyor”

Raporda, OVP metninde “gelir dağılımı” ifadesinin altı kez kullanılmasına rağmen Gini katsayısı, en zengin yüzde 20 ile en yoksul yüzde 20 arasındaki gelir farkı ve yoksulluk oranına ilişkin sayısal hedef bulunmadığı belirtildi.

Konsey, “Enflasyon, büyüme, işsizlik, cari denge ve bütçe açığı için virgülden sonrasına kadar hedef koyan bir belge, gelir dağılımı için tek bir rakam içermiyorsa bu ihmal değil, bilinçli bir tercihtir. Ölçülmeyen şey izlenmez, izlenmeyen şey için hesap sorulamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Üretim ve ihracat hedeflerine eleştiri

Sanayi ve teknoloji politikalarının son dört OVP’de benzer ifadelerle tekrarlandığını belirten Konsey; sanayi büyüme havzaları, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi, HIT-30 ve Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi gibi başlıkların sahadaki sonuçlarının sorgulanması gerektiğini kaydetti.

Raporda, sanayinin son sekiz çeyrekte iki kez küçüldüğü, 2025’te yüzde 2,9 büyüyerek yüzde 3,6'lık genel büyümenin altında kaldığı ve 2026’nın ilk çeyreğinde yeniden daraldığı belirtildi. Toplam sabit sermaye yatırımlarındaki artışın yüzde 7,3’ten yüzde 3,1’e, özel sektör yatırımlarındaki artışın ise yüzde 6,9’dan yüzde 2,8’e gerilediği aktarıldı.

Net ihracatın büyümeye katkısının 2027’de sıfır, 2028’de 0,1 ve 2029’da 0,2 puan olarak öngörüldüğüne işaret edilen raporda, “‘Üretim ve ihracat odaklı büyüme’ iddiası, programın kendi tablolarında bile karşılık bulmamaktadır.” denildi.

“Tarım bir enflasyon kalemi değil, arz güvenliği meselesidir”

Tarım politikalarına geniş yer ayrılan raporda, OVP’de tarımın bağımsız bir sektör başlığı olarak yapılandırılmadığı ve üç yıllık dönem için tarımsal katma değere ilişkin sayısal hedef konulmadığı belirtildi.

Raporda, tarımsal katma değerin 2025’te yüzde 8,5 küçüldüğü, büyümeye 0,5 puan negatif katkı yaptığı ve aynı dönemde 267 bin kişinin tarımdan ayrıldığı ifade edildi.

Tarımsal ürünlerin alım fiyatlarına ilişkin OVP yaklaşımını da eleştiren Konsey, “Mazot, gübre, yem, ilaç ve elektrik fiyatları piyasada serbestçe oluşurken alım fiyatının hedef enflasyona bağlanması, üreticiyi dezenflasyonun bedelini tek başına taşıyan taraf haline getirir.” görüşünü paylaştı.

Tarım ve Orman Bakanlığı destekleme bütçesinin reel olarak dondurulduğu öne sürülen raporda, sübvansiyonlu kredileri fonlayan borç verme kaleminin 2027’den 2028’e üç buçuk katına çıktığı belirtilerek, “Üreticiye destek verilmemekte, borç verilmektedir.” ifadesi kullanıldı.

Sosyal güvenlik düzenlemeleri için açıklık çağrısı

Sosyal güvenlik kuruluşlarının 2025’teki 167,2 milyar liralık açığının 2029’da 325 milyar liralık fazlaya dönmesinin öngörüldüğüne dikkat çekilen raporda, bunun hangi politikalarla sağlanacağının açıklanması istendi.

Konsey, OVP’deki “daha uzun süre istihdamda kalmayı teşvik eden düzenlemeler”, “etkin olmayan istihdam teşviklerinin sonlandırılması”, “prim tahsilatının etkinleştirilmesi” ve sağlık harcamalarında “değer bazlı geri ödeme” ifadelerine ilişkin, “Emeklilik yaşı ve aylık bağlama oranlarında bir değişiklik düşünülüyor mu? Hangi prim teşvikleri kaldırılacak? Sağlık geri ödemesindeki ‘etkinleştirme’, hangi ilaç ve tedavilerde vatandaşın cebinden çıkacak tutarı artıracak?” sorularını yöneltti.

Raporda, “Sosyal güvenliğin temel sorunları kayıt dışı istihdam, düşük ücretler ve işgücüne düşük katılım iken, çözümün çalışanın ve emeklinin hakkını daraltmakta aranması kabul edilemez.” denildi.

Sosyal yardımlarda ise Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi’nin OVP’de yer almadığına dikkat çekildi. Yaklaşık 3,6 milyon haneyi kapsayacağı ve yıllık maliyetinin 255 milyar lira olacağı hesaplanan düzenlemenin nasıl finanse edileceğine ilişkin belirsizlik bulunduğu savunuldu.

YENİ Parti yedi başlıkta ekonomi politikalarını açıkladı

YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, eleştirilerinin yanı sıra iktidara gelmeleri halinde OVP sisteminde yapmayı planladıkları değişiklikleri de yedi başlıkta sıraladı.

Konsey, “Hedefleri hesap verilebilir hale getireceğiz. OVP hedeflerinden sapma halinde TBMM’ye gerekçeli sapma raporu sunulmasını yasal zorunluluk haline getireceğiz.” açıklamasında bulundu.

Vergi politikasında dolaylı vergilerin toplam içindeki payının azaltılmasına yönelik takvim ve oranların kamuoyuyla paylaşılacağı belirtilerek, gerçekleşmelerin her mali yıl sonunda açıklanacağı bildirildi.

Gelir dağılımında Gini katsayısı, en zengin ve en yoksul yüzde 20 arasındaki oran ile yoksulluk oranı için ölçülebilir hedefler belirleneceği kaydedildi.

Ücret politikası için “Asgari ücret ve kamu toplu sözleşmelerinde tutmayan hedef enflasyonu değil, gerçekleşen enflasyonu ve refah payını esas alacağız.” ifadeleri kullanıldı.

Kamu kaynaklarının kullanımında vergi harcamaları ve teşviklere ilişkin seçim kriterlerinin, taahhüt edilen istihdam ve ihracatın, gerçekleşmelerin ve destek alan şirketlerin kamuoyuna açıklanacağı, süreçlerin Sayıştay denetimine tabi tutulacağı belirtildi.

Tarım politikasına ilişkin ise “Destekleme bütçesini reel olarak koruyacak, alım fiyatlarını hedef enflasyona göre değil üretim maliyeti esas alarak ve ekim öncesinde açıklayacak, hayvancılık ve çiğ süt için ayrı bir program hazırlayacağız.” açıklaması yapıldı.

Sosyal güvenlik ve sosyal yardımlarda emeklilik ve sağlık geri ödemelerine ilişkin değişikliklerin şeffaf biçimde açıklanacağı, gelir desteğinin nesnel ölçütlere bağlanacağı ifade edildi.

YENİ Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, ekonomi politikasına ilişkin yaklaşımını, “OVP’yi, hedefleri her yıl erteleyen bir temenni belgesi olmaktan çıkaracağız. YENİ Parti iktidarında, düşük tek haneli enflasyon ortamında üretimi büyüten, geliri daha adil paylaştıran ve üreteni ödüllendiren bir program uygulayacağız.” sözleriyle açıkladı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0